Ana Sayfa
Hakkımızda
Bilgiler
Kompost
EM Teknolojisi
EM Bukashi Kompost
Ürünler
Kampanyalı Ürünler
EM Bukashi Ev
EM Bukashi Sanayi Tipi
EM Bukashi Aşılayıcı
EM1 ve Diğerleri
Kompost Tamburları
Kitaplar
Aksesuarlar
Kullanım Kılavuzları
Faydalı Linkler
 

EM  Naturem

 

Yeşil Haberler

Çöp Dağları yaratıyoruz...


Ülkemizde yıllık olarak 30 MİLYON TON atık üretilmekte ve bu rakamın 20 MİLYON TONU evsel nitelikli katı atıklardır.  Çevre ve Orman Bakanlığı verilerine göre; evsel katı atıkların %68'ini (13 MİLYON TONU) mutfak ve bahçelerimizden çıkan organik atıklar, %20’sini geri kazanımı mümkün olan kağıt, karton, cam, plastik, metal maddeler oluşturmaktadır. Faaliyet gösteren ve nüfusun ancak % 80’ine hizmet götürebilen 3215 belediyeden sadece 11 ’inde düzenli depolama yapılmaktadır. Var olan bu düzenli depolama alanlarının ömrü, artan nüfus ve çıkan çöp miktarı nedeniyle 10 ile 15  yıl olabilmektedir. Diğerleri geçerli – geçersiz  bazı nedenlenden dolayı düzensiz -vahşi - depolama alanlarında yakma, yığma ya da derelere, göllere, denizlere dökme gibi ilkel yöntemlerle imha edilmektedir. Artan nüfus ve çarpık kentleşme ile bu ilkel depolama alanlarının birçoğu yerleşim alanlarının ya içinde kalmış ya da çok yakınındadır. Bu durumun yol açtığı facialardan 1993 yılı Nisan ayında İstanbul Ümraniye Hekimbaşı çöplüğündeki kayma ve patlama yüzünden 27 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi kaybolmuştur. Burgazada’da Ekim 2003’te çöplük alandaki metan gazının sıkışması sonucu 40 hektar alan kül olmuştur. Belki de yüzlercesi potansiyel patlama tehlikesi, hastalık yapma riski taşıyarak ve gün geçtikçe azalan su kaynaklarımızı kirleterek yakınlarımızda bulunmaktadır.

 

Bunun yanında kötünün iyisi diyebileceğimiz mutfaklarımıza giren çöp öğütücüler elektrikle çalışmakta, atık sularımızı biraz daha kirletmekte ve arıtma tesislerinde enerji, malzeme ve işçilik maliyetlerini arttırmaktadır.




Topraklarımız can çekişiyor...


Topraklarımızda yıllarca kullanılan kimyasallarla olması gereken %4 – %5 organik madde oranı %1’in altına düşmüş ve topraklarımız boz renkli bir görünüm alarak, çölleşme yolunda hızla ilerlemektedir. Beslenmemiz için gerek kuru ya da taze gıdalar, gerekse et, yumurta, süt ve ürünleri için yapılan hayvancılıkta da sağlıklı topraklara ihtiyacımız vardır. Her yıl çöpe attığımız 13 MİLYON TON organik atıktan kurturabildiğimizi topraklarımıza kompost olarak kazandırmamız mutlaka gerekmektedir.




Şu anda dünyamız hastadır, çok hastadır!


Küresel ısınma ve getirdiği iklimsel felaketler, çoraklaşma, çölleşme, kanlı ırksal, ulusal ve dinsel çatışmalar; bu nedenlere dayalı büyük çaplı mülteci hareketleri dünyanın her yerinde olabilmektedir.  Küresel ekonomik krizden etkilenmeyen ülke hemen hemen yok gibidir. Sağlık alanında ise, AIDS gibi çaresiz hastalıklar ve yeni ortaya çıkan bazı virüslerin yarattığı sorunlarla bir taraftan mücadele edilmeye çalışılırken diğer taraftan çaresi olmayan bu hastalıklar tüm gezegenimizde hızla yayılmaktadır.  Felaket ve hastalıklar, sanki yavaş yavaş dünyanın sonunu hazırlamakta ve insanlara seçmiş oldukları yaşam tarzlarının yanlış olduğu her felakette biraz daha kuvvetle anımsatılmaktadır.   

Bu tür felaketler dünyamızın sonunu getirebilir mi? Eğer bu sorunun yanıtı evetse, bu nihai felaketi  önlemek için adım atmak biz insanlara düşmektedir. Bu bizim görevimiz olmalıdır. Tüm sorumluluk bizim omuzlarımızdadır. Yeryüzününün kurtarılması bizim hem görevimiz hem de sorumluluğumuzdur.

Dünyanın kurtarılmasında ilk öncelik verilmesi gereken sorun gıda kıtlığı sorunudur. Ondan sonra çevre ve sağlık sorunlarıyla uğraşmalıyız. Enerji de acilen ele alınması gerken bir diğer sorundur.

Bugün dünyamızda çözmemiz gereken ilk sorun olan gıda sorununun üstesinden gelmek için bir çözüm yolu artık mevcuttur ve bu çözümde “Etkin Mikroorganizmalar” kısaca EM denilen çok küçük canlıların kullanılması söz konusudur.

Dr Kayhan Yalci, EM Gönüllüsü




EM “Etkin Mikroorganizmalar” teknolojisinin dünyada kullanımı


Japonya’da birçok belediye EM’yi kullanmaya başlamıştır ve yaklaşık 1 milyon kişi EM Bukaşi kovası ile mutfak atıklarını kompost olarak değerlendirmektedir. Avrupa’da da yaklaşık 500.000 kişi günlük yaşamında (ev temizliği ve hijyen sağlama gibi) EM kullanmaktadır. Dünyadaki kullanımı her geçen gün hızla yayılmaktadır. Bugün dünyada 150’yi aşkın ülkede EM çeşitli düzeylerde kullanılmaktadır. 13 ülkede ise devlet politikası olarak benimsenmiştir.  Türkiye’de daha henüz  işin çok başındayız. Henüz çok sınırlı sayıda belediye EM kullanmaktadır ve evsel kullanım ise yok denecek kadar azdır.

Dr Kayhan Yalci, EM Gönüllüsü

 




Organik tarımın yıllardır hayal ettiği en doğal yöntem...


EM’nin tarımsal amaçlarla kullanıldığında, çöller dahil her tür toprağı, verimli toprağa çevirme yeteneğine sahip olduğunu ve EM kullanılan topraklarda yapılan tarımla, hiçbir pestisit ve kimyasal gübre kullanmaksızın kimyasal tarımdan daha bol ve sağlıklı ürünler yetiştirilebilir. EM Tarım Yöntemlerinin kullanımı genelde tüm dünyada bireysel olarak kullanıcılar ve tüketiciler arasında mutluluk yaratmaktadır. Bu bireysel mutluluk toplumsal yaşama da  olumlu yansıyacak ve zıtlaşma ve her ne pahasına olursa olsun rekabet etmeye dayalı bugünkü toplumsal düzenden, birleşmiş bir dünyada birlikte varoluş ve birlikte refaha ulaşma ilkesine bizi biraz daha da yaklaştıracaktır. Eğer bu başarılabilirse, askeri güçlerin baskın rol oynadığı bir çağı noktalayabiliriz.

Dr Kayhan Yalci, EM Gönüllüsü




Birlikte varoluş ve evrensel zenginleşmeye dayalı bir dünya...


Yaklaşmakta olduğumuz birlikte varoluş ve evrensel zenginleşmeye dayalı çağda, bu illkeye hizmet edecek yeni teknolojiler ortaya çıkacaktır. EM ise sorunları çözmeye dayalı olacak bu teknolojilerin ilkidir ve şu anda yeryüzünde kullanılmaktadır. Bugünden itibaren tek yapılması gereken, bu teknolojinin doğru kullanılması ve yeryüzünde yaygınlaştırılması için çaba sarfetmektir. Bu çabalar, yeryüzünde kardeşçe birlikte varolma ve birlikte zenginleşme ilkesine de insanları sıkı sıkıya bağlayacak ve bu doğrultuda yeni teknolojilerin ortaya çıkmasını da tetikleyebilecektir.  İnsanlık tarihinde büyük değişimlere yol açabilecek böyle bir değişimin ilk adımlarının atılmasında EM’nin oynayacağı rol hiç de küçük değildir.

Dr Kayhan Yalci, EM Gönüllüsü