Yeryüzünün ilk ev sahipleri mikroorganizmalar, bugün de
soluduğumuz havada, içtiğimiz suda, besinlerimizde,
topraklarımızda, evimizin her köşesinde, giyisilerimizde
derimizde daha da önemlisi bağirsaklarımızda, bizimle beraber
yaşıyorlar. Ekmek, yoğurt, turşu, peynir gibi gıda maddeleri
üretiminde kullanılanlar, bağırsaklarımızda sindirimi
sağlayanalar, organik maddeyi parçalayarak komposta
dönüşturenler, zehirli atıkları temizleyen faydalı
mikroorganizmaların yanında hastalık yapanlar yani patojen
olanlar da mevcut.
EM, Etkin Mikrorganizmaların kısa yazılışıdır. Doğayı
canlandıran, sağlıklı tutan, gıda yapımında da cok kullanılan,
birbiriyle uyum içinde yaşayan 80 nin üzerinde
mikroorganizma çeşidinden oluşan kokteyldir.
EM, her biri farklı görev üstlenmiş, Fotosentez bakterisi,
Laktik asit bakterisi, Mayalar olmak uzere başlıca 3 ana
gruptan oluşmaktadır.
Gözle göremediğimiz ve hepsi de doğanin içinden gelen bu küçük
dostlarımızdan oluşan EM doğanın kendini yenileme ve iyileştirme
gücünü kullanarak ;
“Atık” kavramını yok edip kullanabilecek bir KAYNAĞA
dönüştürür
Besin değeri yüksek, dünya nufusuna yetebilecek, daha az
maliyetle daha çok üretilen güvenli organik gıdalar ve
verimli topraklar sağlar
Kimyasalların kirlettiği atık suları geri kazandırır
İçinde rengarenk yaşamın olduğu dereler, göller,
nehirlerin kendini sürekli temizlemesine destek olur
Kötü koku yapan ve hastalıklara yol açan mikroorganizmaları
canlı yaşamını destekleyen oksijen ve yararlı bileşiklere
dönüştürür,
Bireylerin bağışıklılık sistemini güçlendirir.
Düşük maliyetle canlı, sağlıklı ve huzur dolu bir toplum
oluşturmak temeli üzerine kurulmuş EM teknolojisi dünyada en
yaygın kullanılan mikro biyolojik teknolojidir
Aerobic ve anaerobic mikrorganizmalardan oluşan bir karısım
olmasi, ortak yaşamı yani simbiyotik yaşam ı desteklemesi ve
yapıcı mikroorganizmaların ortama hakim olması EM
teknolojisini üstün kılan özelliklerdir
EM başlangiçta tarımda kullanılan kimyasal maddelere
alternatif olarak geliştirilmiştir. Daha sonraları EM
in hayvancılık, su ürünleri, tavukçuluk, çevre, sağlık
alanlarında ve evlerde kullanımı yaygınlaşmıştır.
EM'in Hikayesi
Japon Prof. Dr. Teruo Higa tarımda verimliliği arttırmak için
mikroorganizmalarla ilgili uzun soluklu calışmalara başlar. Her
seferinde bir çeşit mikroorganizma kullanarak deneylerini
sürdürür; ama istediği sonuçları alamaz. Üzerinde çalıştığı
değişik mikroorganizmalar zararsız olduğu için labaratuvar
gereçlerinin temizliği sırasında hepsini bir kovada biriktirip
bir kerede boşaltmak uyguladığı yöntemdir. Son yaptığı
deneylerdeki mikroorganizmaları da atık kovasında biriktirir.
Temizleme sırasında atmak yerine bahcedeki kücük bir çim alana
serper. Bir hafta sonra bu bölgedeki çimlerin
diğerlerinden çok daha sağlıklı ve gür çıktığını görür. Nedenini
araştırır.Bu durumun son çalıştığı mikrorganizmaların karışımı
ile ilgili olduğunu anlar ve calışmalarını bu dogrultuda devam
ettirir.
EM olarak bildiğimiz mikrobiyel kültürün
ilk çalışmaları 1968’ lerde baslamış olur. Dr. Higa nın “şanslı
kaza”olarak adlandırdığı bu büyük keşiften sonra 1980’lere kadar
çalışmalar devam eder. Pilot uygulamalara başlar. Çiftçilerin
daha düşük maliyetle daha çok ve kaliteli ürün aldıklarını
tespit eder. Kimyasallarla kirlenmiş topraklarının da
patojenlerden temizlendiği görülür.
Sürdürülebilir yaşam adına atılan bu büyük adım, 1982’ lere
gelindiğinde dünyanın bircok ülkesinde uygulanmaya başlar.
Günümüzde EM 150 ülkede kullanılmaktadır ve 13 Ülkede Devlet
politikasının bir parçası haline gelmiştir. EM-Teknolojisinin
hedefi düşük maliyetle canlı, sağlıklı ve huzur dolu bir toplum
oluşturmaktır.
Fotosentez bakterisi, Laktik asit bakterisi, Mayalar
olmak üzere başlıca 3 ana gruptan oluşmaktadır .
Fotosentez bakterisi (Fototropik bakteri) :, Güneş
ışınlarının ve toprağın ısısını enerji kaynağı olarak
kullanarak kök salgılarından, organik maddeden ve/veya
zararlı gazlardan (örneğin, hidrojen sülfür) yararlı
maddeler sentezlerler.. Yaşamlarını kendi kendilerine
destekleyen bağımsız bakterilerdir.
Laktik asit bakterisi : Fotosentez bakterisinin ve
mayanın ürettiği şeker ve diğer karbohidratlardan laktik
asit üretir. Uzun süredir laktik asit bakterilerinin
kullanılmasıyla yoğurt ve turşu yapımı bu sayede mümkün
olmaktadır. Bununla birlikte, laktik asit çok kuvvetli bir
sterilize edicidir. Zararlı bakterileri bastırır ve organik
maddenin bozunmasını hızlandırır. Dahası, laktik asit
bakterisi, lignin ve selüloz gibi organik maddelerin
bozunmasını da artırır ve bu maddeleri, bozunmamış organik
maddeden kaynaklanan zararlı etkilere neden olmaksızın,
fermente eder.
Mayalar : Antimikrobiyel ve yararlı maddeler
sentezlerler.Mayalar tarafından üretilen hormonlar ve
enzimler gibi biyoaktif maddeler aktif olarak hücre ve kök
bölünmesini teşvik eder. Mayaların salgıları, laktik asit
bakterileri ve actinomisetler gibi etkin mikroorganizmalar
için büyüme ortamı sağlarlar
Aerobik ve anaerobik mikrorganizmalardan oluşan
bir karışımdır.
Aerobik mikrorganizmalar oksijenli ortamda anerobik olanlar
ise oksijensiz ortamda etkin hale gelir.. Bu iki grup
toprakta ve bağırsaklarımızda doğal olarak bulunur ve
kendine özgü görevler üstlenir. EM’ in bulunmasından önce
genelde kabul gören görüş , anaerobik microorganizmaların “kötüler”,
aerobik olanların ise “iyiler” olduğu yönündeydi. Her iki
grup mikroorganizma için de hem yararlı hem de zararlı
türlerin olduğu kanıtlanmıştır. EM ‘in içindeki
anaerobik mikroganizmalar toksik maddeleri
sentezleyerek bitkiler icin gerekli besinlere veya
bilesiklere çevirirken aerobik mikroorganizmalar da
yaşamın sürdürülmesini sağlar. Çoğu gıda ve sağlık
alanlarında uzun zamandır kullanılan bu mikrorganizmalar,
insanlara, hayvanlara, doğaya olumlu etki yapar.
Simbiyotik yaşam ;
Ortak yaşam anlamına gelir.
Belirli türdeki canlıların bir arada birbirlerlerin
varlığından faydalanarak yaşamlarına devam
etmelerini ifade eder. EM’ in içinde bulunan değişik
gruplardaki yararlı mikroorganizmalar da birinin
atık maddesi diğerinin besin maddesi olur ve uyum
içinde yaşarlar.
EM içindeki mikrorganizmalar yapıcı gruba girer.
Organik maddelerin bozunmasını (kokuşmasını ya
da oksidasyonunu) engelleyip, fermentasyona
neden olurlar. Böylece doğayı sağlıklı kılarlar
ve birçok biyolojik aktif maddenin ve
antioksidan maddelerin oluşmasını sağlarlar.
Bozguncu mikroorganizmalar yapıcı
mikroorganizmaların tam tersi olarak oksidasyonu
yani kokuşmayi başlatır.
Fırsatçı ya da takipçi mikroorganizmalar ise çok geniş
bir grubu olusturur. Rüzgarın estiği yöne yani
ortamda güçlü olan gruba katılır.
Günümüzde çevre, su ve toprak kirliliği genel
olarak ortamda bozguncu mikrorganizmaların
baskın oluşu ve fırsatçıların da bu gruba
katılmasıyla arttmıştır ve artmaya devam
etmektedir.
EM içindeki etkin mikroorganizmaların tümü
doğadan gelmektedir,